Keşke, Erzincanspor bu hallerde olmasaydı da, ben bu satırları hiç yazmak durumunda kalmasaydım.
Keşke, zamanında yapılan hatalardan ders alsaydık, takım hiç bu duruma düşmeseydi…
Keşke, devre arası çok iyi transferler yapabilseydik, şimdi bizim yerimize başkaları, kendi tuttukları takımlar için bu satırları yazsalardı.
Keşkeler ne acı değil mi?
Ne kadar dramatik değil mi?
Karmaşık bir kısır döngü değil mi?
Aslında çok da karmaşık bir durum değil. Her şey ortada.
Geçen sezon “Beceriksizlik mi Talihsizlik mi?” diye bir yazı yazmıştım.
Yönetici ağabeylerden beni eleştirenler olmuştu. Bana sitem edenler olmuştu.
Gerçi, iyi şeyler çok yazdık. Destek olmalıyız dedik. Gazetelerde, internet sitelerinde, takımın gündemde olması için uğraş verdik. Ne yazık ki, iyi şeyler yazdığımızda kimse bize bir teşekkür bile etmedi. Bunu Erzincan’daki tüm yerel medya çalışanları adına gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
Kimse kızmasın, gücenmesin… Hatalar zinciri devam ettikçe, bu takım Acıların Takımı da olur! Başarısız da olur. Dalga da geçerler… Bu duruma çok üzülen de var, pek umursamayan da.. Tabi herkesin vicdanına kalmış. Ancak ben bir taraftarım ve kimsenin beni bu kadar üzmeye hakkı yok…
Bu satırları küme düşen bir takımın taraftarı olarak yazmıyorum. Bu satırları, bu hallere düşen bir takımın taraftarı olarak yazıyorum. Sonra demesinler; “Düştük, böyle mi oldu?”
Hayır arkadaş, görünen takım kılavuz istemiyordu. Takımın günden güne bu hale geleceği belliydi. Ben önceleri de söylüyordum. Şimdi de söylüyorum. Eleştiriyorum. Allah göstermesin eğer düşersek, zaten o zaman eleştiren çok olacak. Ben peşin peşin eleştirimi yapayım da iyi gün dostu olmadığım anlaşılsın. Çünkü ben bu takımı sevinmek için sevmedim…
İşin benim için en acı yanlarından biri de geçtiğimiz hafta kaybettiğimiz, dostum, büyüğüm, sevgili Cengiz ağabeyle yaptığımız sohbetlerde, takımın ilerleyen haftalarda küme düşme potasından kurtulamaması halinde hepimizin çok üzüleceğini konuşurduk. O hep bana, “Sen üzülme, Allah’ın izniyle düşmeyeceğiz.” diyordu. İnşallah demekten başka bir şey gelmiyor elimden. Benim onunla güzel bir dostluğum vardı. Sana çok dua ettim Cengiz ağabey. Sen belki bu dünyadan ayrıldın ama sana söz veriyorum, takımın ligde kaldığı gün, mezarının başında sana bir Fatiha daha okuyup, gönül rahatlığıyla oradan ayrılacağım. Huzur içinde yat… Allah rahmet ve mağfiret eyleye. Amin…